Antakya Belediyesi ,HATAY Trafik Şübe Müdürlüğü ve İlTrafik Komisyonu ne iÅŸ yaparlar devamlı uyurlarmı İstilal Caddesi ve Yavuzl Selim ve Alvan Mınkıkasına Geçen ve KesiÅŸen KılıççıoÄŸlı Petrol ve Shell petrollerin olduÄŸu KavÅŸakta Neden Trafik Polis Memuru Olmaz VatandaÅŸ sabırsız kımse kımseye yol vermez TRAFİK Tıkanır durur saatlerce beklenir …
Antakyada ki İş Bilmez GeçmiÅŸ Yöneticilerin yapacağı Ancak Bu kadar Olur , iÅŸte ÖrneÄŸi Güzelim Tarihi Romalılardan Kalma TaÅŸ Köprüyü 1971 Yılında Yıktılar Yerine Åžimdiki BildiÄŸiniz Köprüyü Yaptılar KeÅŸkede o zamanlar Su ve Sel Felaketi Bassaydı da Antakyayı YüreÄŸime Dert Olmazdı…
Mübarek Mevlit Kandili Türk ve İslam Alemine Hayırlar Getirmesini Dilerim…
Bir Damla Umut Serpilsin Yüreklerinize , Bir Tatlı Mutluluk Dolsun Gözlerinize , Bin Bir Hayalleriniz Gerçekleri Bulsun , Dualarınız Kabul Kandiliniz Mübarek Olsun.
Nevzat YalçıntaÅŸ program sırasında Atatürk’le ilgili küçük bir anekdota yer vererek: ‘Suudiler 1926 yılında sınırları içinde tüm mezarlıkları yıkıyorlardı. Atatürk sıranın Hazreti Muhammed’in kabrine geldiÄŸini öğrenince bir TELGRAF çekerek, ‘EÄŸer bir tek taşına bile dokunursanız ordumu aÅŸağı gönderirim’ demiÅŸti. Bunun üzerine Suudiler ; Hazreti Muhammed’in kabrine dokunamamıştı. Ama bu telgraf yok edildi’ dedi.
Programın ana konusu kapatma davası olduğu için bu konu fazla uzun sürmedi.
Programdan sonra Lale Şıvgın, yayının yapıldığı DoÄŸatepe tesislerinde bizlere birer çorba ikram etti. Bundan yararlanarak YalçıntaÅŸ’a; ‘Hocam programda anlattığınız olayın ayrıntılarını söyleyebilir misiniz ?’ diye sordum.
1981 yılında 12 Eylül askeri yönetimi Atatürk’ün 100. doÄŸum yılı nedeniyle kapsamlı bir program hazırlamış. Prof. YalçıntaÅŸ o dönemde İlim Kurulu’nun başına getirilmiÅŸ. Amaç Atatürk’le ilgili çeÅŸitli kaynaklardan arÅŸiv araÅŸtırması yapmak ve ‘bilinmeyen Atatürk’ü’ ortaya çıkarmakmış.
YalçıntaÅŸ, ‘DışiÅŸlerinde Münir Bey vardı. (Soyadını hatırlayamadı) İyi bir araÅŸtırmacı ve arÅŸivciydi. Ona DışiÅŸleri Bakanlığı arÅŸivlerinin araÅŸtırılması görevi verilmiÅŸti’ diyerek anlatmaya baÅŸladı.
Sonra da sürdürdü: ‘Bir gün Münir Bey aradı.
Çok ilginç bir belge bulduÄŸunu, bunu getirip göstermesi gerektiÄŸini söyledi. O sırada benim çalıştığım baÅŸbakanlık binası ile DışiÅŸleri binası aynı yerde. Hemen atlayıp geldi. Çok heyecanlıydı.’
Prof. YalçıntaÅŸ, Münir Bey’in gösterdiÄŸi belgeye baktığında çok ÅŸaşırdığını belirterek şöyle devam etti: ‘Belge bir telgraf metniydi. Henüz yeni kurulan Suudi devletinin kralına gönderilmiÅŸti. Telgrafta ‘Hazreti Muhammed’in mezarının yıkılacağını derin üzüntü içinde öğrendim.. Bu kutsal emanete asla dokunamazsınız. Bir tek taşının bile zarar gördüğünü duyarsam orduyu aÅŸağıya gönderirim’ anlamına gelen cümleler vardı.’
***YalçıntaÅŸ, burada Hazreti Muhammed’in mezarı ile ilgili kısa bir detay anlattı. İngiliz iÅŸgali sırasında komutan olan Fahrettin PaÅŸa’nın kabri terk etmemek için uzun süre direndiÄŸini, aç kaldıklarını bu nedenle çekirge yiyerek beslendiklerini, sonunda İngilizler’in hiçbir ÅŸekilde dokunmamaları kaydıyla Hazreti Muhammed’in mezarını terk ettiklerini ancak kutsal emanetleri de yanlarına aldıklarını söyledi.
*** Åžimdi gelelim belgenin bulunmasından sonraki geliÅŸmelere, çünkü vahim ve ilginç olan bu: Nevzat YalçıntaÅŸ’ın anlattığına göre ; Münir Bey belgeyi önce bir üst amirine götürüyor. Belge oradan daha yukarı taşınıyor. Sonunda müsteÅŸara oradan da Bakan İlter Türkmen’e geliyor. Tabii Evren BaÅŸkanlığı’ndaki Milli Güvenlik Konseyi’nin de haberi oluyor.
Sorun ÅŸu: Bu belge ne yapılacak? Dönemin Atatürkçü komutanları ve onların emrindeki bürokrasi bu belgenin açıklanmasını istemiyor. Ancak belge de ortaya çıkmış bir kere. Sonunda o dönemde yazılan ve ÅŸimdi kitapçılarda tek nüshası bile kalmayan bir Atatürk kitabının içine, hiçbir anons yapılmadan konuyor. Kısacası konu adeta kapatılıyor, sadece o tuÄŸla gibi kalın kitabı sonuna kadar okuyanların dikkatini çekecek biçimde ‘zevahiri kurtarmak’ adına konuyor.
Peki bu belge şimdi nerede ? Kimin koruması altında ? Bu da bilinmiyor.
Bilinen tek ÅŸey, Atatürk’ün İslam aleminin peygamberi Hazreti Muhammed’in mezarının ortadan kaldırılmasını önlemesi herkesten saklanıyor.
Hazreti Muhammed Mescidi Nebevi’de yatıyor Hazreti Muhammed 571 yılında doÄŸdu 632 yılında vefat etti. Peygamberimiz Medine’de oturduÄŸu evde topraÄŸa verildi. Bu mezar bugün dünyanın en büyük camisi olan Mescidi Nebevi’nin içinde.
Mescidi Nebevi, Hazreti Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç etmesinden sonra ilk namaz kıldığı yer. Hazreti Muhammed, Medine’de oturduÄŸu evin hemen yanına kentin ilk mescidini inÅŸa ettirmiÅŸti. Bu mescit geçen yıllar içinde defalarca yenilendi. Bugün 600 bin kiÅŸinin aynı anda namaz kılabildiÄŸi Mescidi Nebevi’nin korumasını çok uzun yıllar Osmanlı askeri yapmıştı.
Arabistan’da mezar adeti yoktur. Ölüler herhangi bir yerde topraÄŸa verilir, üzerine belirleyici bir ÅŸey konmaz. Bu nedenle sadece Hazreti Muhammed’in mezar yeri ile ilgili bilgi vardır. O’nun dışındaki İslam büyüklerinin mezarlarının yeri bilinmez. Bir süre önce Hazreti Muhammed’in annesine ait olduÄŸu ileri sürülen bir mezar ortaya çıkarılmıştı. Ancak Suudi yönetimi bu mezarı da ortadan kaldırmış ve yerine otopark yapmıştı.
Atatürk’ün müdahalesi olmasa Suudiler, Mescidi Nebevi’nin hemen dibindeki Hazreti Muhammed’in mezarını da tamamen ortadan kaldıracaktı. Nitekim Hazreti Muhammed’le aynı yere defnedildikleri bilinen Sahabe’nin önde gelen isimlerinin mezar yerleri bugün dümdüzdür.
Nevzat YalçıntaÅŸ’la sohbetimiz sırasında ‘Bir gün YaÅŸar Nuri Öztürk Bey aradı. Benim bu anlattığımı duymuÅŸ, belgeye nasıl ulaÅŸabileceÄŸini sordu’ dedi. Ben de ‘Belgeyi bulmuÅŸ mu ?’ diye sorunca ‘Onu bilemiyorum, ama galiba bir kitabına koymuÅŸ ben okuyamadım’ dedi.
Bunun üzerine önceki gün YaÅŸar Nuri Öztürk’ü aradım. Öztürk, YalçıntaÅŸ’ın anlattıklarını doÄŸrulayarak, ‘Ancak bunu henüz bir kitabıma koymadım.
AraÅŸtırmayı aÅŸağı yukarı tamamladım, Gazi Mustafa Kemal ve İslam isimli çok kapsamlı bir kitap hazırlıyorum, bunun bitmesi üç yılı alır. Konu bu kitapta yer alacak’ dedi.
Milletvekili olduÄŸu sırada bu belgeye ulaÅŸmak için çok çalıştığını söyleyen Öztürk, ‘Belge DışiÅŸleri Bakanlığı arÅŸivlerinde. Milletvekili sıfatımla bu arÅŸivlerde çalışmak için bakan Ali Babacan’a baÅŸvurdum, ama bana izin vermedi’ diye konuÅŸtu.
Öztürk’e ‘Peki hocam, böyle bir belgenin açıklanmasını neden istemiyorlar ? ‘ diye sordum. Öztürk’ün cevabı çok ilginç oldu.
Â
Şöyle dedi: Atatürk’ü din ve İslam dışı göstermek isteyenler elbette bu belgeden rahatsız olacaklardır. Bu nedenle dini siyasete alet edenler emperyalistlerle iÅŸ birliÄŸi bile yapabiliyor. Dincilerle İslamı reddedenler bu noktada birleÅŸebiliyor…
ATAM Sayende Bu memlekette Esaretten Kurtulup Rahat bir Hayat Yaşayarak Senin Hakkında Art niyetli Yazılar Yazarak , Belgeseller ve Filimler Hazırlayarak Seni Küçük Düşürmeye Çalışan Şerefsiz Kalemler , Yapımcılar ve Bunlara Destek Olanlar Utansın Sana Bu Tür Yazan Şerefsizleri Kınıyorum.